<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>AİLE SAĞLIĞINA DAİR HERŞEY...</title>
	<atom:link href="http://ailesagligi.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ailesagligi.wordpress.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Dec 2009 13:23:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='ailesagligi.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>AİLE SAĞLIĞINA DAİR HERŞEY...</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://ailesagligi.wordpress.com/osd.xml" title="AİLE SAĞLIĞINA DAİR HERŞEY..." />
	<atom:link rel='hub' href='http://ailesagligi.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Kadınlar neden seks yapar?</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/kadinlar-neden-seks-yapar/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/kadinlar-neden-seks-yapar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 13:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar neden seks yapar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve seks]]></category>
		<category><![CDATA[neden seks]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[  AMERİKAN “The New Yorker’’ Dergisi, ‘’Kadınlar Neden Seks Yapar?’’ kitabının yazarları Cindy Meston ve David M. Buss’la röportaj yaptı ve kadın ciselliğiyle ilgili merak edilenleri sordu. Orgazm, kadından kadına farklılık gösterdiği gibi, aynı kadın üzerinde de her seferinde farklı sonuçlar doğuruyor. Erkekler bir kadını genelde dış görüntüsüne bakarak arzuluyor. Oysa kadınlar için erkeğin güzel [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=55&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
<a href="http://img16.imageshack.us/i/735sekksoossjpg.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img16.imageshack.us/img16/5638/735sekksoossjpg.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" /></a></p>
<p>AMERİKAN “The New Yorker’’ Dergisi, ‘’Kadınlar Neden Seks Yapar?’’ kitabının yazarları Cindy Meston ve David M. Buss’la röportaj yaptı ve kadın ciselliğiyle ilgili merak edilenleri sordu.</p>
<p>Orgazm, kadından kadına farklılık gösterdiği gibi, aynı kadın üzerinde de her seferinde farklı sonuçlar doğuruyor. Erkekler bir kadını genelde dış görüntüsüne bakarak arzuluyor. Oysa kadınlar için erkeğin güzel kokması, sosyal statüsü, karakteri ve öbür kadınların onu nasıl gördükleri büyük önem taşıyor. Buss’a göre kadınlar, artık sadece âşık oldukları adamlarla sevişmiyor; artık intikam almak, daha fazla deneyim kazanmak ve çeşitli yaşlardan birçok erkek “tanımak’’ için de cinsellik yaşıyorlar.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/55/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/55/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=55&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/kadinlar-neden-seks-yapar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img16.imageshack.us/img16/5638/735sekksoossjpg.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışlar!</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/cinsellikle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/cinsellikle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 13:10:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellikde]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellikde doğru bilinen yalnışlar]]></category>
		<category><![CDATA[erkek sevişirken ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sevişmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Tüm toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri, kuralları öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.  Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=52&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://img694.imageshack.us/i/64cinsellik12jpg.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img694.imageshack.us/img694/6233/64cinsellik12jpg.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="303" height="226" /></a></p>
<div>Tüm toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri, kuralları öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır. </p>
<p><strong><span id="more-52"></span></strong></p>
<p>Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.</p>
<p>Cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmek Cinsel Birleşme Demektir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel birleşme, sevişmenin, eşlerin / partnerlerin karşılıklı keyif almalarını sağlayan yönlerinden biridir.  Keyif almanın tek yolu değildir. Bu yanlış inanış, sevişmenin birleşme dışındaki, karşılıklı keyif alınabilecek diğer yönlerinin ihmal edilmesine ve cinsel ilişkide yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan kadını hayal kırıklığına uğratıp, onun cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını ketleyebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadınların Cinsel İsteği Azdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel istek sıklığı, kişinin kadın ya da erkek oluşuna göre değil; kadın ya da erkek olsun, kişilere, çiftlere / partnerlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişkenlik gösterebilen ve dar bir sınır içinde normali olmayan bir durumdur. Oysa bu yanlış inanış ile büyütülen bir kadın, kendi cinselliğinden utanmakta ve cinsel ilişki sırasında kendini ketlemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki İsteğini Erkek Belirtmelidir ya da Sevişmeyi Başlatan Kadın Ahlaksızdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Biri erkek diğeri kadın iki tarafın da istekle ve zevk alarak yaşadığı bir yaşantıyı, kadının istediğini söyleyerek başlatması, bir erkeğin başlatması kadar olağandır. Öte yandan pasif olarak eşinin / partnerinin dokunuşlarına kendini bırakan bir erkek ya da daha aktif davranan bir kadın hiç beklemedikleri kadar zevk alabilirler. Bu yanlış inanış kadını sadece eşinin / partnerinin istediği zaman, onu memnun etmek için ilişkiyi kabul etmeye kendini koşullandırmasına sebep olur.</p>
<ul>
<li><strong>Erkek veya Kadın Sevişmeye Hayır Diyemez.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Sevişmenin reddedilmesi eşin / partnerin reddedilmesi anlamına gelmez. Karşılıklı tatmin edici bir cinsel ilişkinin olmazsa olmazı tarafların istekli oluşlarıdır. Erkek ya da kadın istemeden girdiği bir cinsel ilişkiden zevk alamaz ve aynı şekilde karşısındakine de zevk veremez. Bu yanlış inanış yüzünden eşlerinin / partnerlerinin cinsel ilişki taleplerini, istemedikleri halde kabul etmek durumunda hisseden kimseler bir süre sonra cinsel arzularını ve hazlarını kaybedebilirler.</p>
<ul>
<li><strong>Her Erkek Her Kadına Nasıl Zevk Vereceğini Bilmelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel haz, herkes için geçerli, değişmez kurallar çerçevesinde yaşanan bir durum değildir. Herkes için her cinsel ilişkide haz almanın yolları ve derecesi değişkenlik gösterir. Özellikle kadınlar için cinsel ilişkiden daha çok haz almak kadının da aktif olduğu bir öğrenme süreci gerektirir. Bu yanlış inanış, erkeğin sevişme biçimini ve tarzını sorgulamasına gerek kalmadığı mesajını verir. Ancak, eşinin yeterince zevk almadığını ve orgazm olmadığını öğrenen birçok erkek bu durumu çözümlenmesi gereken bir sorun olarak değil de kendi erkekliğinin, yetersizliğinin bir kanıtı olarak değerlendirebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Tüm Fiziksel Yakınlaşmalar Sevişmeyle Sonlanır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Fiziksel yakınlık; dokunmak, sarılmak, öpmek sadece cinsel ilişki isteğinin, sevişmenin değil aynı zamanda sevgi, şefkat ve sıcaklığın da ifadesidir. Bu yanlış inanış, eşlerin / partnerlerin birbirlerine temaslarını sınırlamakta, eşinin sadece sevgi ifadesi ile sokulduğu durumda erkek bazen ikisi de istemediği halde cinsel ilişkiye geçmek zorunda hissetmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmede Neyin Normal Olduğuna İlişkin Belirli ve Kesin Kurallar Vardır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel hayat, taraflardan herhangi birinin isteği ve rızası dışında olmamak koşulu (yani tarafların isteği ve rızası) ile, yaşayan herkesin mutlaka uyması ve/veya uymaması gereken kuralları, durulması, geçilmemesi gereken katı sınırları, çerçevesi olan bir hayat değildir. Kişiler istekleri ve rızaları doğrultusunda zaman zaman bu hayatın içine heyecan yaşamak, renk katmak, daha çok keyif almak adına bazı fantezileri, araçları, durumları sokabilirler. Bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmakta, engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği ketleyici ya da alınan hazzın kalitesini düşürücü olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Sırasında Erkek Cinsel Organında Sertleşme Kaybı Olması Sevişmeyi Sonlandırır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki, çevresel başka hiçbir uyaranın algılanmadığı, bilinçsizce bir yaşantı, uyarılma da (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) bir kereye mahsus yaşanan bir durum değildir. Erkeğin ya da kadının cinsel ilişki sırasında ortamdaki pek çok etkenden ya da aklından geçen bir düşünce nedeni ile dikkati dağılabilir. Dikkatin dağılması, uyarılmanın ve uyarılma belirtilerinin (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) ortadan kalkmasına neden olabilse de kişilerin cinsel arzusu varsa sevişmeye devam edildiğinde uyarılma tekrar sağlanabilir. Bu yanlış inanış, erkeğin ereksiyon kaybını bir felaket olarak algılamasına, bu da ereksiyonun cinsel ilişki sırasında tekrar sağlanamamasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>İyi Bir Sevişme Orgazmla Sonuçlanmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. İyi sevişme, eşlerin / partnerlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Bu yanlış inanış eşlerin / partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadın Cinsel Birleşmeyle Orgazm Olmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki cinsel birleşmeden ibaret bir yaşantı, kadının cinsel ilişkide orgazm olmasının tek yolu da cinsel birleşme değildir. Kadın cinsel ilişki sırasında cinsel birleşme dışında, klitorisin (iç dudakların yukarı doğru birleştiği noktada yer alan yapı) uyarılmasını sağlayacak, oral seks, sürtünme ya da mastürbasyon yolu ile de orgazm olabilir. Bu yanlış inanış, cinsel birleşmeyle orgazm olamayan kadının kendisini eksik hissetmesine ve arayışa girmemesine sebep olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Güçlü Erkek Üst Üste Hiç Ara Vermeden Sevişebilir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Erkekler, nadir olguların dışında, boşaldıktan sonra, süresi kişiden kişiye ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler. Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da tekrar ereksiyon sağlayabilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Bu yanlış inanış erkeğin, bu çözülme evresini göz önüne almadan arka arkaya sevişememesini başarısızlık ve cinsel gücünün yetersizliği olarak algılayıp kaygılanmasına, bu kaygılı hal de zamanla ereksiyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Ancak Her İki Tarafın Birlikte Orgazm Olması İle Güzeldir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Kadın ve erkeğin cinsel ilişkide uyarılma şekillerinin ve sürelerinin birbirinden farklı olması, çiftin henüz ahenkli bir ilişki sağlayacak deneyimde olmaması, gebelikten korunma kaygısı v.b. gibi pek çok etken eşlerin / partnerlerin aynı anda orgazm olamamasına neden olabilmektedir. Ancak bu, yukarıda belirtildiği gibi tek başına kötü bir cinsel ilişkinin göstergesi olamaz. Bu yanlış inanış, her iki tarafta da performans endişesi yaratır, bu da orgazm taklitlerine, yetersizlik duygularına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mastürbasyon Kirli ve Zararlıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Mastürbasyon, kadın ya da erkek kişinin, sıklıkla erotik fantezilerle birlikte kendini uyararak artan cinsel gerilimine elverişli bir boşalma sağlamasıdır. Fiziksel ya da ruhsal hiçbir zararı yoktur. Bu yanlış inanış, cinsel isteğin ve bu isteğin gelişimsel olarak normal ve güvenli olan bu ifade biçiminin reddedilmesine yol açmaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki Sırasında Mastürbasyon Yanlıştır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Eşlerin / partnerlerin ortak görüşüne bağlı olarak, cinsel hazzı arttırmak, orgazmı sağlamak adına, uygulanması son derece olağandır. Mastürbasyon, sürekliliği olan bir ilişki kurulduktan sonra bile eşin yokluğu veya hastalığı halinde, ona yakınlık duyulmadığında, hatta eşten bağımsız olarak sağlıklı bir cinsel eylem olarak hayat boyu sürebilir..</p>
<p><strong> Uzman Psikolog Alev Akdağ<br />
</strong></p>
<p>Not: Bu yazı, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin, “Cinsel İşlev Bozuklukları Monograf Serisi – 1” ve “Cinsel Yaşam ve Sorunları” adlı kitapları kaynak alınarak yazılmıştır.</p>
<p>Tüm toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri, kuralları öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.</p>
<p>Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.</p>
<p>Cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan bazıları şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmek Cinsel Birleşme Demektir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel birleşme, sevişmenin, eşlerin / partnerlerin karşılıklı keyif almalarını sağlayan yönlerinden biridir.  Keyif almanın tek yolu değildir. Bu yanlış inanış, sevişmenin birleşme dışındaki, karşılıklı keyif alınabilecek diğer yönlerinin ihmal edilmesine ve cinsel ilişkide yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan kadını hayal kırıklığına uğratıp, onun cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını ketleyebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadınların Cinsel İsteği Azdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel istek sıklığı, kişinin kadın ya da erkek oluşuna göre değil; kadın ya da erkek olsun, kişilere, çiftlere / partnerlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişkenlik gösterebilen ve dar bir sınır içinde normali olmayan bir durumdur. Oysa bu yanlış inanış ile büyütülen bir kadın, kendi cinselliğinden utanmakta ve cinsel ilişki sırasında kendini ketlemektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki İsteğini Erkek Belirtmelidir ya da Sevişmeyi Başlatan Kadın Ahlaksızdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Biri erkek diğeri kadın iki tarafın da istekle ve zevk alarak yaşadığı bir yaşantıyı, kadının istediğini söyleyerek başlatması, bir erkeğin başlatması kadar olağandır. Öte yandan pasif olarak eşinin / partnerinin dokunuşlarına kendini bırakan bir erkek ya da daha aktif davranan bir kadın hiç beklemedikleri kadar zevk alabilirler. Bu yanlış inanış kadını sadece eşinin / partnerinin istediği zaman, onu memnun etmek için ilişkiyi kabul etmeye kendini koşullandırmasına sebep olur.</p>
<ul>
<li><strong>Erkek veya Kadın Sevişmeye Hayır Diyemez.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Sevişmenin reddedilmesi eşin / partnerin reddedilmesi anlamına gelmez. Karşılıklı tatmin edici bir cinsel ilişkinin olmazsa olmazı tarafların istekli oluşlarıdır. Erkek ya da kadın istemeden girdiği bir cinsel ilişkiden zevk alamaz ve aynı şekilde karşısındakine de zevk veremez. Bu yanlış inanış yüzünden eşlerinin / partnerlerinin cinsel ilişki taleplerini, istemedikleri halde kabul etmek durumunda hisseden kimseler bir süre sonra cinsel arzularını ve hazlarını kaybedebilirler.</p>
<ul>
<li><strong>Her Erkek Her Kadına Nasıl Zevk Vereceğini Bilmelidir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel haz, herkes için geçerli, değişmez kurallar çerçevesinde yaşanan bir durum değildir. Herkes için her cinsel ilişkide haz almanın yolları ve derecesi değişkenlik gösterir. Özellikle kadınlar için cinsel ilişkiden daha çok haz almak kadının da aktif olduğu bir öğrenme süreci gerektirir. Bu yanlış inanış, erkeğin sevişme biçimini ve tarzını sorgulamasına gerek kalmadığı mesajını verir. Ancak, eşinin yeterince zevk almadığını ve orgazm olmadığını öğrenen birçok erkek bu durumu çözümlenmesi gereken bir sorun olarak değil de kendi erkekliğinin, yetersizliğinin bir kanıtı olarak değerlendirebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Tüm Fiziksel Yakınlaşmalar Sevişmeyle Sonlanır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Fiziksel yakınlık; dokunmak, sarılmak, öpmek sadece cinsel ilişki isteğinin, sevişmenin değil aynı zamanda sevgi, şefkat ve sıcaklığın da ifadesidir. Bu yanlış inanış, eşlerin / partnerlerin birbirlerine temaslarını sınırlamakta, eşinin sadece sevgi ifadesi ile sokulduğu durumda erkek bazen ikisi de istemediği halde cinsel ilişkiye geçmek zorunda hissetmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişmede Neyin Normal Olduğuna İlişkin Belirli ve Kesin Kurallar Vardır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel hayat, taraflardan herhangi birinin isteği ve rızası dışında olmamak koşulu (yani tarafların isteği ve rızası) ile, yaşayan herkesin mutlaka uyması ve/veya uymaması gereken kuralları, durulması, geçilmemesi gereken katı sınırları, çerçevesi olan bir hayat değildir. Kişiler istekleri ve rızaları doğrultusunda zaman zaman bu hayatın içine heyecan yaşamak, renk katmak, daha çok keyif almak adına bazı fantezileri, araçları, durumları sokabilirler. Bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmakta, engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği ketleyici ya da alınan hazzın kalitesini düşürücü olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Sırasında Erkek Cinsel Organında Sertleşme Kaybı Olması Sevişmeyi Sonlandırır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki, çevresel başka hiçbir uyaranın algılanmadığı, bilinçsizce bir yaşantı, uyarılma da (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) bir kereye mahsus yaşanan bir durum değildir. Erkeğin ya da kadının cinsel ilişki sırasında ortamdaki pek çok etkenden ya da aklından geçen bir düşünce nedeni ile dikkati dağılabilir. Dikkatin dağılması, uyarılmanın ve uyarılma belirtilerinin (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) ortadan kalkmasına neden olabilse de kişilerin cinsel arzusu varsa sevişmeye devam edildiğinde uyarılma tekrar sağlanabilir. Bu yanlış inanış, erkeğin ereksiyon kaybını bir felaket olarak algılamasına, bu da ereksiyonun cinsel ilişki sırasında tekrar sağlanamamasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>İyi Bir Sevişme Orgazmla Sonuçlanmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. İyi sevişme, eşlerin / partnerlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Bu yanlış inanış eşlerin / partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kadın Cinsel Birleşmeyle Orgazm Olmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Cinsel ilişki cinsel birleşmeden ibaret bir yaşantı, kadının cinsel ilişkide orgazm olmasının tek yolu da cinsel birleşme değildir. Kadın cinsel ilişki sırasında cinsel birleşme dışında, klitorisin (iç dudakların yukarı doğru birleştiği noktada yer alan yapı) uyarılmasını sağlayacak, oral seks, sürtünme ya da mastürbasyon yolu ile de orgazm olabilir. Bu yanlış inanış, cinsel birleşmeyle orgazm olamayan kadının kendisini eksik hissetmesine ve arayışa girmemesine sebep olmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Güçlü Erkek Üst Üste Hiç Ara Vermeden Sevişebilir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Erkekler, nadir olguların dışında, boşaldıktan sonra, süresi kişiden kişiye ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler. Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da tekrar ereksiyon sağlayabilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Bu yanlış inanış erkeğin, bu çözülme evresini göz önüne almadan arka arkaya sevişememesini başarısızlık ve cinsel gücünün yetersizliği olarak algılayıp kaygılanmasına, bu kaygılı hal de zamanla ereksiyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Sevişme Ancak Her İki Tarafın Birlikte Orgazm Olması İle Güzeldir.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Kadın ve erkeğin cinsel ilişkide uyarılma şekillerinin ve sürelerinin birbirinden farklı olması, çiftin henüz ahenkli bir ilişki sağlayacak deneyimde olmaması, gebelikten korunma kaygısı v.b. gibi pek çok etken eşlerin / partnerlerin aynı anda orgazm olamamasına neden olabilmektedir. Ancak bu, yukarıda belirtildiği gibi tek başına kötü bir cinsel ilişkinin göstergesi olamaz. Bu yanlış inanış, her iki tarafta da performans endişesi yaratır, bu da orgazm taklitlerine, yetersizlik duygularına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Mastürbasyon Kirli ve Zararlıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Mastürbasyon, kadın ya da erkek kişinin, sıklıkla erotik fantezilerle birlikte kendini uyararak artan cinsel gerilimine elverişli bir boşalma sağlamasıdır. Fiziksel ya da ruhsal hiçbir zararı yoktur. Bu yanlış inanış, cinsel isteğin ve bu isteğin gelişimsel olarak normal ve güvenli olan bu ifade biçiminin reddedilmesine yol açmaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Cinsel İlişki Sırasında Mastürbasyon Yanlıştır.</strong></li>
</ul>
<p>Hayır. Eşlerin / partnerlerin ortak görüşüne bağlı olarak, cinsel hazzı arttırmak, orgazmı sağlamak adına, uygulanması son derece olağandır. Mastürbasyon, sürekliliği olan bir ilişki kurulduktan sonra bile eşin yokluğu veya hastalığı halinde, ona yakınlık duyulmadığında, hatta eşten bağımsız olarak sağlıklı bir cinsel eylem olarak hayat boyu sürebilir..</p>
<p><strong> Uzman Psikolog Alev Akdağ<br />
</strong></p>
<p>Not: Bu yazı, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneğinin, “Cinsel İşlev Bozuklukları Monograf Serisi – 1” ve “Cinsel Yaşam ve Sorunları” adlı kitapları kaynak alınarak yazılmıştır.</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/52/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/52/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=52&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/07/cinsellikle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img694.imageshack.us/img694/6233/64cinsellik12jpg.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Kâbusu; Prostat Kanseri&#8230;</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/erkeklerin-kabusu-prostat-kanseri/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/erkeklerin-kabusu-prostat-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 07:56:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erkek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin kabusu]]></category>
		<category><![CDATA[prostat kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prostat tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen araştırmaya göre prostat kanseri görülme oranı zannedildiği kadar az değil!&#8230; Prostat kanserinin en sık görüldüğü yaş aralığı ise 65-69 yaş arası&#8230; Üroonkoloji Derneği tarafından bu yıl 9&#8242;uncusu düzenlenen Üroonkoloji Kongresi&#8217;nde Dr. Ferruh Zorlu, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen “Türkiye’de Prostat Kanseri İnsidansı” (görülme sıkılığı) araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen araştırmaya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=47&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><a href="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/prostat32.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-50" title="Prostat3" src="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/prostat32.jpg?w=161&#038;h=300" alt="" width="161" height="300" /></a></p>
<p><strong>T</strong>ürkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen araştırmaya göre prostat kanseri görülme oranı zannedildiği kadar az değil!&#8230; Prostat kanserinin en sık görüldüğü yaş aralığı ise 65-69 yaş arası&#8230;<br />
Üroonkoloji Derneği tarafından bu yıl 9&#8242;uncusu düzenlenen Üroonkoloji Kongresi&#8217;nde Dr. Ferruh Zorlu, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen “Türkiye’de Prostat Kanseri İnsidansı” (görülme sıkılığı) araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin 12 ilinde gerçekleştirilen araştırmaya göre prostat kanseri görülme oranının zannedildiği gibi az olmadığı belirten Dr. Zorlu, “Araştırma Adana, Ankara, Edirne, Erzurum, Malatya gibi 12 ilde gerçekleştirildi. Sonuçlara göre prostat kanserinin en sık görüldüğü yaş aralığı 65-69 yaş arası, en düşük ise 25-29 yaş arası. Toplam hasta sayısının yüzde 88.6’sında ilk başvuru sırasında ürolojik şikayeti var. Bu hastalara tanı konması da yüzde 98.5 biyopsi, yüzde 0.6 prostatektomi ve yüzde 0.9 TUR ile gerçekleşiyor. Hastaların yüzde 96.8’ine ilk biyopside tanı konuyor. Tanı konduktan sonra ise hastaların yüzde 51.8’i ameliyat ile tedavi ediliyor” dedi. Zorlu, prostat kanserinin Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanserler arasında 2&#8242;inci sırada yer aldığını da söyledi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span id="more-47"></span></strong></p>
<p><strong>Böbrek ve Mesane Kanseri</strong></p>
<p>Prostat kanseri kadar böbrek ve mesane kanserinin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Sözen ise, sözlerine şöyled devam etti:<br />
“Dünyada her yıl yaklaşık 200 bin kişiye yeni böbrek kanseri (renal hücreli karsinum) tanısı konmakta, 100 bin hasta da böbrek kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Böbrek kanserleri sık görülen ve ölüm oranı yüksek ürolojik tümörlerden biridir. Erişkinlerde görülen tümörlerin yaklaşık yüzde 3&#8242;ünden böbrek kanserleri sorumludur. Mesane kanseri üriner sistemi en çok etkileyen kanserdir. Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm kanserler içinde erkeklerde dördüncü, kadınlarda sekizinci sıklıktadır. Türkiye’ye ait verilerde ise mesane kanseri erkeklerde prostat kanserinden sonra en sık karşılaşılan tümör tiplerinden biridir.”</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/47/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=47&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/erkeklerin-kabusu-prostat-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/prostat32.jpg?w=161" medium="image">
			<media:title type="html">Prostat3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarında Ayaklara Dikkat!</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/kis-aylarinda-ayaklara-dikkat/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/kis-aylarinda-ayaklara-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 07:40:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Her Birey İçin Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayab bakımı nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak kokması]]></category>
		<category><![CDATA[ayak masajı]]></category>
		<category><![CDATA[çorap]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[kışın ayaklara dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[nasırlar]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Ayaklarımız bütün vücudumuzun yükünü taşır. Dolayısıyla ayak sağlığı ayakta ve sağlıklı huzurlu olmak için önemlidir. Ayağımızdaki bir nasır, tırnak batığı, topuk çatlakları veya ayak parmak aralarındaki mantar enfeksiyonları ayak sağlığımızı olumsuz etkiler. Yaz aylarında estetik kaygılar nedeni ile daha çok özen gösterdiğimiz ayak sağlığına kışın da dikkat ememiz gereklidir. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=44&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><a href="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/medikal_ayak3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-45" title="medikal_ayak3" src="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/medikal_ayak3.jpg?w=151&#038;h=217" alt="" width="151" height="217" /></a></p>
<p><strong>A</strong>yaklarımız bütün vücudumuzun yükünü taşır. Dolayısıyla ayak sağlığı ayakta ve sağlıklı huzurlu olmak için önemlidir. Ayağımızdaki bir nasır, tırnak batığı, topuk çatlakları veya ayak parmak aralarındaki mantar enfeksiyonları ayak sağlığımızı olumsuz etkiler. Yaz aylarında estetik kaygılar nedeni ile daha çok özen gösterdiğimiz ayak sağlığına kışın da dikkat ememiz gereklidir.<br />
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın&#8217;ın verdiği bilgilere göre, Uzak doğu inanışlarında ayak tabanındaki özel akupunktur noktaları ayak sağlığının ruh sağlığımız üzerinde de ne kadar etkili olduğunu gösterir. Refleksoloji de ayağa yapılan masajla tüm vücudumuzun stresi ortadan kalkar. Dolayısıyla genel vücut sağlığımızda hep ihmal ettiğimiz ayak sağlığımızın önemini kavrayabiliriz. Daha şık ve estetik kaygılarla bilhassa kadınların tercih ettiği sivri uçlu ve yüksek topuklu ayakkabılar nasır oluşumuna yol açarak ve gün boyu yorgun ve huzursuzluk yaratarak sağlığımızı olumsuz etkiler.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-44"></span></p>
<p><strong>Eve Gider Gitmez Çoraplarınızı Çıkarın</strong></p>
<p>Özellikle hanımlar elbette çekici ve şık ayakkabılar giyinmek ister; ancak günlük yaşamda ve çalışırken daha rahat ve ortopedik ayakkabılar seçmek sağlıklı olanıdır. Tersi durumlarda kolaylıkla nasır gelişir. Mevsim de ayakkabı seçiminde önemlidir. Sıcak havalarda kapalı ayakkabılar giyinmek, hatta kış mevsiminde dahi uzun süre botların içinde ve havasız kalan terleyen ayaklarda mantar enfeksiyonu gelişimini kolaylaştıracaktır. Dolayısıyla yaz mevsiminde açık ayakkabılar tercih etmek; kış mevsiminde de eve girer girmez çorapları çıkarıp ayakların hava almasını sağlamak doru olacaktır.</p>
<p><strong>Ayaklarınızla İlgili Eşyalar Size Özel Kalsın</strong></p>
<p>Ayak mantar enfeksiyonları ayaklarda küçük sıyrık ve çatlaklar oluşturarak bakterilerin girişi için bir kapı oluşturur ve oluşan bu bakteriyel enfeksiyonlar mantar enfeksiyonu devam eden hastalarda tekrarlayıcı bir hal alıp hastanın mükerrer defalarda antibiyotik almasına neden olacaktır. Mantar enfeksiyonları bulaşma riski taşıdıkları için ortak kullanım alanlarını kullanmak (Havuz, sauna, buhar odaları) sosyal sorumluluk gerektir. Ayakkabı, çorap, havlu gibi kişisel eşyalar bulaşma riski taşıdığı için ortak kullanmamak gerekir.</p>
<p><strong>Sağlıklı ve Güzel Ayaklar İçin&#8230;</strong></p>
<p><strong>Pedikür:</strong> İlk olarak ayaklarınızı sabunlu ılık suda yarım saat kadar bekletilir. Nemini aldıktan sonra, ayak törpüsüyle ölü derileriniz alınmalıdır. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır. Daha sonra tırnak etleri törpünün ucuyla geriye itilir. Bir pens ya da tırnak makası yardımıyla etleriniz dikkatlice kesilebilir. Daha sonra tırnak yüzeyi için özel olarak geliştirilmiş törpüyle tırnaklar törpülenir. Ayaklar iyice ovaladıktan sonra yıkanır.<br />
Tırnak bakımı temizliğin de önemli bir parçasıdır. Sağlıklı ve güzel tırnaklara kavuşmak doğru koşullarda yapılan manikür ve pedikür ile mümkündür. Ancak manikür pedikür aletlerinin ortak kullanımı, sağlık için uygun değildir. Diş fırçası ne kadar kişiye özel bir bakım aracı ise manikür pedikür setleri de kişiye özel olmalıdır. Kadın erkek herkesin kuaförüne giderken kendi bakım setini kullanmasını ya da tek kullanımlık aletleri kullanmasını öneriyorum. Ayrıca manikür ve pedikürün steril ortamlarda ve bu konunun uzmanı olan kişilere yaptırılması gerekir.<br />
Ortak kullanılan manikür ve pedikür aletleri; bakteriyal, viral enfeksiyonlar ve mantar için risk taşır. Başkasının el ve ayaklarının bakımı için kullanılan aletler, kesik ve sıyrıklardan bakterilerin geçmesi yoluyla başta Hepatit B başta olmak üzere kan dolaşımı ile geçen pek çok hastalığa neden olabilir.<br />
Sterilize edilmemiş manikür pedikür aletlerinden en sık bulaşan hastalık tırnak mantarıdır. Tırnak mantarı, tedavisi hem çok uzun süren hem de kişinin yaşam kalitesini ciddi oranda etkilebilecek bir şikayettir.</p>
<p><strong>Oje Kullanımı:</strong> Aseton ve ojeler tırnağı kurutur, çatlamasına ve kolay kırılmasına neden olur. Elbette bakımlı el ve ayaklar için tırnakların temiz görünümü ve ojeli olması önemlidir. Ancak oje uzun süre tırnakta tutulmamalı, tırnakların nefes alması sağlanmalıdır.<br />
Oje sürmeden önce tırnaklara tırnak besleyici vitaminli solüsyonlar sürmek tırnakları bir miktar koruyacaktır. Tırnaklar için özel besleyici kremlerin akşamları yatmadan önce sürülmesi de tırnakların korunmasında kolay çizgilenip çatlayıp kırılmalarını önleyecektir.<br />
Demir B12 ve Folik asit bakımından zengin beslenmek tırnak sağlığımız için önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeler, tohumlar, baklagiller bu vitaminlerce zengindir.</p>
<p><strong>Topuk Çatlakları:</strong> Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük ayakkabı giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.<br />
Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, sürekli çorap ve kapalı ayakkabı giyin.</p>
<p><strong>Ayak Masajı:</strong> Kendi ayaklarınıza masaj yapmak gayet kolay ve keyiflidir. Ayaklarımızda, vücudun her organına karşılık gelen bir nokta olduğu varsayılır. Alternatif tıp yöntemlerinden biri olan Refleksoloji tamamen buna dayanır. Beyin, tiroid, akciğerler, kalp, gözler vs.her organ için ayakta farklı bir nokta uyarılır. Sadece ayak masajı ile bütün vücudun dinlenmesi, zihnin sakinleşmesi boşuna değildir..</p>
<p><strong>Ayak Peelingi:</strong> Peeling ayaklarınızdaki tüm ölü derileri temizler ve kalınlaşan topuklarınızı yumuşatır. Aynı zamanda da ayaklarınızdaki kan dolaşımını arttırır.</p>
<p><strong>Tırnak Bakımı:</strong> Ayak tırnakları, el tırnakları kadar iyi bakılmalıdır. Tırnak kesimi yuvarlak ve içe kıvrık değil düz olmalıdır. Bu, tırnak batığı oluşumunu engeller. Eğer tırnaklarda batık varsa; bu batan kısımlar zorlanarak çıkarılmamalıdır. Batık tedavisinde hala ilk başvurular kuaförlere yapılmaktadır. Halbuki tırnak batığı tedavisi bu konuda deneyimli cilt hastalıkları uzmanları tarafından yapılmalıdır.<br />
Tırnaklarınız kırılıyorsa, rengi değişiyorsa, donuk görünüyorsa, anormal derecede kalınlaşmış ise veya gevşek ve parçalanan bir yapıdaysa, bu durum tırnak mantarı ya da başka bir hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle; sorun ilerlemeden bir cilt doktoruna danışılmasında fayda vardır.</p>
<p><strong>Nasırlar:</strong> Ayaktaki nasırlar dar ve sivri uçlu ayakkabıların derimize yaptığı bası sonucu oluşur. Nasır tedavisinde de hala ilk başvurular kuaförlere yapılmakdır ya da çoğumuz evde kesici aletlerle nasırları kesmeye ya da koparmaya çalışırız. Yardım için elbette cilt hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=44&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/kis-aylarinda-ayaklara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/medikal_ayak3.jpg?w=200" medium="image">
			<media:title type="html">medikal_ayak3</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Cinselliğin Düşmanı Depresyon</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/cinselligin-dusmani-depresyon/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/cinselligin-dusmani-depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 07:36:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[--Kız İsimleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cinselliğin düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[seks düşmanları]]></category>
		<category><![CDATA[seks ve depresyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Bir tükenmişlik ve çökkünlük tablosu oluşturan, uyku ve iştah sorunları yaşatan, hatta kişiyi intiharın eşiğine götürebilen depresyon, aynı zamanda cinsel problemlere de yol açabilir, hatta cinsel hayatı bitirebilir. Çağın hastalığı depresyonun, cinsel hayata verdiği olumsuz etkiyi anlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, depresyona girmiş erkeklerde başta cinsel isteksizlik, erken boşalma ve sertleşme sorunları görülürken, kadınlarda [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=41&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><a href="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/cinsellik13.jpg"><img class="size-medium wp-image-42 alignleft" title="cinsellik1(3)" src="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/cinsellik13.jpg?w=160&#038;h=240" alt="" width="160" height="240" /></a></p>
<p><strong>B</strong>ir tükenmişlik ve çökkünlük tablosu oluşturan, uyku ve iştah sorunları yaşatan, hatta kişiyi intiharın eşiğine götürebilen depresyon, aynı zamanda cinsel problemlere de yol açabilir, hatta cinsel hayatı bitirebilir.<br />
Çağın hastalığı depresyonun, cinsel hayata verdiği olumsuz etkiyi anlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, depresyona girmiş erkeklerde başta cinsel isteksizlik, erken boşalma ve sertleşme sorunları görülürken, kadınlarda ise daha çok cinsel isteksizlik gözlendiğini söyledi.<br />
Dr. Mehmet Yavuz; sözlerine şöyle devam etti:<br />
“Çünkü cinselliğin; cinsel istek, uyarılma ve orgazm olmak üzere üç aşaması vardır. Depresyonda başta cinsel istek libido azalır. Buna bağlı olarak uyarılma ve orgazm sorunları da ortaya çıkabilir. Hatta birleşme olsa bile depresyonda ki kişi bundan zevk ve tad almaz. Ancak tüm bu sorunlar depresyonun tedavi edilmesiyle birlikte kendiliğinden düzelmektedir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span id="more-41"></span></strong></p>
<p><strong>Kısırdöngü Oluşabilir</strong></p>
<p>Depresyon cinsel sorunlara yol açabilirken, cinsel sorunlar da mevcut depresyonu ağırlaştırabilir.<br />
Cinsel sorunların depresyona yol açtığını bilmeyen hastaların, genellikle bu sorunların kendi yetersizliklerinden kaynaklandığını düşündüğünü açıklayan Yavuz, bu durumun da mevcut tabloyu ağırlaştırarak, kişileri umutsuzluk ve karamsarlığa sürüklediğini, daha önce var olmayan cinsel sorunlara yol açabildiğini belirtti.<br />
Dr. Mehmet Yavuz; “Hasta cinsel hayatının tamamen sona erdiğini düşünerek, depresyonunu daha ağır yaşamaya başlar. Bu durumda yine başarılı olamazsam düşüncesiyle performans anksiyetesine kapılan hastada, depresyon tedavi edilse bile cinsel işlev bozukluğu kalıcı olabilir.<br />
Her fert ve her vaka birbirinden farklıdır, fakat eşlerden biri depresyonda ise, tüm aile bundan etkilenir. Bu durumda diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi beklenir. Depresyonda olan kişinin duygusal olarak aileden kopması sebebiyle, bu bazen güç olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Yorgunluk, Gerilim ve Heyecan&#8230;</strong></p>
<p>Evlilik sürecinde yaşanan yorgunluk ve gerilim cinsellikte olumsuz etkilere sebep olabilir.<br />
Bazı evliliklerin ilk günlerinde, erkeklerde sertleşme sorunu nedeniyle ilişkinin gerçekleşemediğini açıklayan Mehmet Yavuz:  “Evlilik sürecinde yaşanan yorgunluk, gerilim veya ilk gecede yaşanan heyecan nedeniyle ortaya çıkan bu durum karşısında bazen panik yaşanabilir. Böyle durumlarda erkeğin eşine karşı duyduğu mahcubiyet, olayı daha da ağırlaştırabilir. Bu geçici iktidarsızlık olayı, genellikle bir süre sonra düzelmektedir. Daha uzun süren vakalarda ilaç desteği gerekli olabilir. Böyle bir olay karşısında yeni evlenmiş bayanın sabırlı ve eşini destekleyici pozisyonda olması düzelmeyi hızlandırır. Kırsal kesimde daha sık karşılaşılan bu durumu büyü ile “erkekliğin bağlanması’’ gibi değerlendirenlere de rastlanmaktadır. Böyle yörelerde kişilerin, doktora götürülmeden geleneksel telkin yöntemleri ile iyileştirilmeye çalışıldığını üzüntüyle görmekteyiz.” dedi.</p>
<p><strong>Antidepresanlar Cinsel Gücü Azaltır</strong></p>
<p>Depresyonda zaten var olan cinsel sorunların antidepresanlarla tedavi sırasında daha da artabildiğini ve depresyon ilaçlarının cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açtığını ifade eden Yavuz; “Bugün depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçların çoğu, cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkilerin başlıcaları; sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğunda düşmedir. Bu durumda kişiler, depresyonun tedavisi ve cinsellik ikilemi arasında sıkışıp kalabilirler. Depresyon hastalarının birçoğu kullandığı ilaçların cinsel güçlerini bozduğunu görünce tedaviyi bırakmakta ve tedavi yarım kalmaktadır. Antidepresan ilaçlar nedeni ile cinsel sorun yaşayan kişilere yan etkisi olmayan ve en az ilaçlar kadar etkili olan TMS  tedavisini uyguluyoruz” diye konuştu.</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/41/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/41/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=41&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/04/cinselligin-dusmani-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ailesagligi.files.wordpress.com/2009/12/cinsellik13.jpg?w=200" medium="image">
			<media:title type="html">cinsellik1(3)</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Her Bebek Kendi Anadilinde Ağlıyor&#8230;</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/her-bebek-kendi-anadilinde-agliyor/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/her-bebek-kendi-anadilinde-agliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 09:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Her Birey İçin Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aile yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebek]]></category>
		<category><![CDATA[ağlayan bebek resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ağlama dili]]></category>
		<category><![CDATA[bebekler]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin ağladığı dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırma bebeklerin ağlarken içinde barındırdığı inanılmaz sırrı ortaya çıkardı. Yeni doğan bebeklerin ağlayışları, ilk günlerinden itibaren ebeveynlerinden duydukları ana dilin işaretlerini içeriyor. Almanya ve Fransa’da yeni doğan bebekler üzerinde yapılan araştırmada, Fransız bebeklerinin baştan sona doğru yavaşça yükselen melodi motifleriyle ağlarken, Alman bebeklerinin azalan melodi motifleri tercih ettikleri belirtildi. Bilim insanları iki farklı ülkenin bebeklerinin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=37&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.buyutec.net/p-aglayan-tatli-kiz-30712.html"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://www.buyutec.net/data/thumbnails/1998/aglayan-tatli-kiz.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>Y</strong>apılan araştırma bebeklerin ağlarken içinde barındırdığı inanılmaz sırrı ortaya çıkardı. Yeni doğan bebeklerin ağlayışları, ilk günlerinden itibaren ebeveynlerinden duydukları ana dilin işaretlerini içeriyor. Almanya ve Fransa’da yeni doğan bebekler üzerinde yapılan araştırmada, Fransız bebeklerinin baştan sona doğru yavaşça yükselen melodi motifleriyle ağlarken, Alman bebeklerinin azalan melodi motifleri tercih ettikleri belirtildi.</p>
<h3><span id="more-37"></span></h3>
<p>Bilim insanları iki farklı ülkenin bebeklerinin ağlayışları arasındaki bu farkın ebeveynlerin farklı dil konuşmalarından meydana geldiğini öne sürdü.<br />
Geçmişte yapılan araştırmalar, bebeklerin doğum öncesi dil ile tanışmasının, doğum sonrası insanlar arasında annelerinin sesini seçebilmelerini sağladığını ortaya çıkarmıştı.<br />
Yeni elde edilen bulgu öncesinde bilim insanları bebeklerin sesleri taklit etmediklerini düşünüyordu. Üç aylık bebeklerin sesli harfleri çıkarabilmesi ise doğum öncesi fiziksel bir temasla ilgisiz bulunmuş, bunun ses kontrolü ile ilgili olduğu açıklanmıştı.</p>
<p>30 Alman ve 30 Fransız bebek üzerinde yapılan araştırma ise yeni doğan bebeklerde ilginç bir durumu ortaya çıkardı. 3 ile 5 günlük 60 bebeğin seslerini kaydedip analiz eden bilim insanları, bebeklerin ağlamalarında ana dillerinin motiflerinin etkili olduğunu gördü.</p>
<p><strong>Annelerini Taklit Ediyorlar</strong><br />
 <br />
Uzmanlar bebeklerin sesleri taklit etmesinin sesli harflerini çıkarmaları gereken hareketlerin kontrol edilmesi ile değil, doğumlarının ardından kendilerine verilen komutlar ile bağlantılı olduğunu belirtti.<br />
Würzburg Üniversitesi medikal antropolog Kathleen Wermke, bu erken süreçte bebeklerin annelerini taklit etmeye başlayabileceklerini söyledi. Wermke “Yeni doğan bebekler annelerinin ilgisini çekmek ve onunla kaynaşmak için taklit etmeye daha motive olabilirler” açıklamasını yaptı.<br />
Uzmanlar konuşulan dillerin melodiler içinde köklendiklerini, son bulgunun ise bunu desteklediğini belirtti. Wermke, “Müzik ve dil evrim süresince beraber gelişmiş ve başlangıçtan beri var olan bir iletişim sistemi yaratmış olabilirler” diye konuştu</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/37/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/37/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=37&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/her-bebek-kendi-anadilinde-agliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.buyutec.net/data/thumbnails/1998/aglayan-tatli-kiz.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Ofis Çalışanlarının Gözleri Tehlikede!</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/ofis-calisanlarinin-gozleri-tehlikede/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/ofis-calisanlarinin-gozleri-tehlikede/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 08:47:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Her Birey İçin Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aile yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[önce sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[göz yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[göz yaşı resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ofis]]></category>
		<category><![CDATA[ofis rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Ofis çalışanlarını bekleyen sağlık sorunları arasında göz problemleri ilk sıralarda yer alıyor. Gün içinde uzun saatler bilgisayar karşısında çalışma, evrak okuma ve havasız ofislerdeki ısıtma soğutma sistemleri gibi etkenler göz hastalıklarını tetikliyor.  Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü&#8217;nden Op. Dr. Olcay Şahin, gözdeki yapıların fonksiyonlarını sürdürmesi ve gözün net görebilmesi için gözyaşının çok önemli [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=34&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://img689.imageshack.us/i/gozmakyajiteknikleri.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img689.imageshack.us/img689/8252/gozmakyajiteknikleri.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="354" height="175" /></a></h3>
<div>
<p><strong>O</strong>fis çalışanlarını bekleyen sağlık sorunları arasında göz problemleri ilk sıralarda yer alıyor. Gün içinde uzun saatler bilgisayar karşısında çalışma, evrak okuma ve havasız ofislerdeki ısıtma soğutma sistemleri gibi etkenler göz hastalıklarını tetikliyor.<br />
 Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü&#8217;nden Op. Dr. Olcay Şahin, gözdeki yapıların fonksiyonlarını sürdürmesi ve gözün net görebilmesi için gözyaşının çok önemli olduğunu söylüyor. &#8216;Göz yüzeyinin beslenmesi, oksijeninin sağlanması, temizlenmesi ve kapaklardaki sürtünmenin önlenmesi gibi görevleri vardır.</p>
<p><span id="more-34"></span></p>
<p>Gözyaşı günlük olarak sabit miktar gözyaşı üretilmektedir, ancak ağlama, göze bir şey kaçması gibi durumlarda üretilen refleks gözyaşı da vardır&#8217; diyen Şahin, kişinin yaşadığı ortamın ve sağlık koşullarındaki değişikliğin gözyaşı üretimini etkileyebildiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Gözyaşınızı Ölçtürün!</strong></p>
<p>Üretilen gözyaşı miktarının ölçülmesi (schirmer testi), gözyaşının yüzeyde kalma zamanının ölçülmesi (breakup time) ve göz yüzeyindeki kuruluk belirtilerinin biomikroskop muayenesinde tespit edilmesi (kornea ve konjunktivada lekelenmeler, birikintiler ve bölgesel kalınlaşmalar gibi) gerekir. Kuruyan göz için tedavi düzenlendikten sonra, altta yatan bir hastalık varsa dahiliye konsültasyonu ile bu hastalığa yönelik bir tedavi düzenlenmesi de gözyaşı miktarını artırabilir.</p>
<p><strong>Nasıl Tedavi Edilmeli?</strong></p>
<p>Tedaviye öncelikle yapay gözyaşı damlaları ve jelleri ile başlanırken; kişinin durumuna göre yağ içerikli damlalar veya gözyaşı üretimini artıran damlalar eklenebilir veya cerrahi başka yöntemler uygulanabilir. Günümüz şartlarında sıklıkla gördüğümüz göz kuruluğunun geri dönüşümsüz hasarları oluşmadan tanısı ve tedavisi son derece kolaydır. Gözlerde ışığa aşırı hassasiyet, batma hissi, ağrı, bulanık görme gibi belirtiler varsa; son zamanlarda uzun süreli kitap okuma, ekran karşısında çalışma, televizyon izleme gibi aktiviteleri yapmakta zorlanıyorsanız ve rüzgarda, klimalı ortamlarda aşırı sulanma varsa bir göz doktoruna başvurmanız yeterli olacaktır.</p>
<p><a href="http://img706.imageshack.us/i/20070904182639alayangz.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img706.imageshack.us/img706/5201/20070904182639alayangz.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="240" height="229" /></a><br />
<strong>Yaşla Birlikte Gözyaşı Azalır</strong></p>
<p>Gözyaşı salgısı ilerleyen yaşla birlikte azalmaktadır. Bunun yanında; şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, menopoz, romatizmal hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı (antidepresanlar, akne ilaçları, kan yağları düşüren ilaçlar ), bazı göz damlaları (kortizonlu damlalar, glokom ilaçları), bazı göz operasyonları, göz alerjisi, kontakt lens kullanımı gözyaşının üretimini veya yapısını bozarlar. Gözyaşının üretim miktarı kadar üretilen gözyaşının içeriği ve yüzeyde tutunma süresi de önemlidir. Ofis çalışanları, ortamdaki klimalar ve sürekli ekran karşısında çalışma ve az göz kırpma nedeniyle göz kuruluğu yaşayabilirler. Ayrıca yazın güneş ve kışın da rüzgar ve soğuk hava göz yüzeyindeki gözyaşı filminin bozulması için gerekli ortamı yaratırlar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Belirtileri Neler?</strong></p>
<p>En belirgin bulguları; gözde yanma, batma, kaşıntı, kızarıklıktır. Kapak kenarında köpüklenme şeklinde birikintiler, görmede bulanıklık, ışıktan rahatsızlık, aşırı sulanma, kapaklarda ağırlık hissi, sabah kapakları zor açma, sürekli yorgunluk hissi de olabilir. Tedavi edilmediğinde göz yüzeyindeki kuruluk dokularda kalınlaşmayla göz eti oluşumuna, sürtünme etkisi ile kornea ve konjunktivada hasar bulgularının, yaraların açılmasına neden olabilir. Zamanla korneada damarlanma artışı, lekelenmeler ve sonunda da saydamlık kaybına yol açabilir. Tedavisi son derece basit olan bu durumun tedavi edilmemesi ise görme kaybı ve kornea nakli tedavisine kadar gidebilir.</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/34/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/34/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=34&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/ofis-calisanlarinin-gozleri-tehlikede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img689.imageshack.us/img689/8252/gozmakyajiteknikleri.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img706.imageshack.us/img706/5201/20070904182639alayangz.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Sigara ve Alkol</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/gebelikte-sigara-ve-alkol/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/gebelikte-sigara-ve-alkol/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 08:24:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Anneliğe Doğru]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[gebe iken alkol]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikde alkol]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikde sigara]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikde sigara içmek]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamile bayan]]></category>
		<category><![CDATA[hamile iken sigara içmek]]></category>
		<category><![CDATA[sigara içmek]]></category>
		<category><![CDATA[sigara zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte Sigara Gebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da riske etmektedir.Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır. Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=32&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://img682.imageshack.us/i/klavyecinihamile.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img682.imageshack.us/img682/1325/klavyecinihamile.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="329" height="330" /></a></p>
<p><strong>Gebelikte Sigara</strong></p>
<p>Gebelikten önce gebelik sırasında ve sonrasında sigara içmeniz sadece sizin sağlığınız değil aynı zamanda bebeğinizin sağlığını da riske etmektedir.Her nefeste size ve bebeğe zararlı olan nikotin, katran ve karbonmonoksit gibi zararlı maddelere maruz kalmaktasınız. Karbonmonoksit anne kanında taşınarak bebeğe ulaşır ve fetusa ulaşan oksijen miktarını azaltır.</p>
<p>Nikotin çocuk eşini(plesenta) geçerek kan damarlarının kasılmasına ve bebeğe daha az oksijen ve besin gitmesine neden olur.Bebek doğduktan sonra siz veya eşiniz bebeğin bulunduğu ortamda sigara içerseniz bebeğiniz sigaranın zararlı etkilerine maruz kalacaktır.</p>
<h3><span id="more-32"></span></h3>
<p>Sigara içilmesi normal bir gebeliğin yaşanmasını zorlaştırır. Eğer sigara içerseniz gebelikte vaginal kanamayı daha sık yaşayabilirsiniz. Aynı zamanda dış gebelik,düşük,ölü doğum ve erken doğum riskleri artacaktır. Çocuk eşinin rahime tutunduğu yerde sorunlar yaşanabilir.Düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma olasılığı artar.Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin erken doğma şansları daha yüksektir.</p>
<p>Ani bebek ölümü sendromu sigara içen annelerin bebeklerinde 2 kat daha fazladır.Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız bebeğiniz için o kadar daha iyi olur.Eğer bırakamıyorsanız mümkün olduğunca az içmelisiniz.</p>
<p><strong>BEBEĞİNİZİ KORUYUN.</strong></p>
<div>
<div><strong>Siz sigara içmezseniz de başkalarının sigara dumanı siz ve bebeğinize zarar verebilir.Bu yüzden bebeğinizin sağlığı,için pasif içiciliğin daha zararlı olduğunun saptandığı bu günlerde sigara içen insan ve ortamlardan uzak durunuz.</strong></div>
</div>
<p>Gebelikte Alkol</p>
<p>Alkol kullanılması ile alkolün kötü kullanımı arasında fark vardır. Bazı insanlar arada bir-iki kadeh içerler;bu alkol kullanımıdır. Bazıları ise hergün ve alem yaparak içmektedirler;bu alkolün kötü kullanımıdır.Alkol kullanımını alkolün kötü kullanımdan ayıracak alkol miktarı açıklık kazanmamıştır.</p>
<p>Alkol kalp atışları ve solunum gibi vücut fonksiyonlarını yavaşlatmaktadır. Gebe bir kadın alkol aldığında alkol kan yolu ile bebeğe ulaşmaktadır.Bebeğe ulaşan alkol anne kanındaki alkol seviyesi ile aynıdır. Gebe kadın gebeliği sırasında aşırı alkol alırsa, almayana göre düşük yapma olasılığı artar.Gebelikte ne kadar çok alkol alınırsa risk o kadar artar.Risk gebeliğin erken döneminde en fazladır. Gebeliğinde alkol alan annelerin bebeklerinde fetüs alkol sendromu denilen fizik,zeka ve davranış bozukluklarını içeren birtakım hastalıklar görülmüştür. Bu sendrom bebeklerde gözlenen zeka geriliğinin en önemli nedenlerindendir. Fetüs alkol sendromlu (FAS) bebekler ,normal bebeklere göre daha kısa boylu ve kiloları daha düşük olmaktadır.Özel bakım sağlansa bile iyi gelişememektedirler. Kafaları küçük olup,yüz,kafa eklemleri,kol ve bacaklarda anormallikler gözlenir. Kalp bozuklukları ve hareketlerin kontrol edilememesi de görülmektedir. Çoğu geri zekalı olup hiperaktivite,aşırı sinirlilik ve dikkat zayıflığı gibi birçok davranış bozuklukları gözlenmektedir.</p>
<p>Bazı bebeklerde birden çok bozukluk bulunur.Beraberinde sigara,başka ilaçlarının kullanımı,kötü beslenme ve stres gibi faktörler FAS oluşumunda önemli rol oynamaktadır.Muhtemelen alkol bütün vakalarda ortak maddedir.Diğer faktörler tek başına bu sendroma neden olmazlar.Ne kadar alkolün fetusü riske soktuğunu bilmek zordur.Her fetus farklı düzeyde etkilenmektedir.</p>
<p>Eğer bir kerede yüksek dozda alkol almıyorsanız ve kendinizi hafif içici kabul ediyorsanız en iyisi alkolü bırakmanızdır.Alkolü bırakmanız sağlıklı ve normal bir bebeğe sahip olmanız için hayat tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerden birisidir.Ama yine de çok keyifli akşamlarda(sık olmamak koşulu ile) 1-2 bardak şarap içmenizde büyük bir sakınca yoktur.<!-- joscomment --> //</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/32/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/32/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=32&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/03/gebelikte-sigara-ve-alkol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img682.imageshack.us/img682/1325/klavyecinihamile.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri&#8230;</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/meme-kanseri/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/meme-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 15:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[meme resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir. Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir? Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=28&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img27.imageshack.us/img27/6417/gogus2.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="237" height="238" /></p>
<p><strong>M</strong>eme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur.</p>
<p>Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.</p>
<p><strong>Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?</strong></p>
<p>Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz.</p>
<p><strong><span style="color:#99ccff;"> </span></strong></p>
<h2><span id="more-28"></span></h2>
<p> Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.<br />
<strong>Risk faktörleri</strong></p>
<p>Kadın: Kadın olmak meme kanseri oluşum riskini artırır. Fakat meme kanseri olan her 100 kadına karşılık 1 erkekte aynı hastalık görülecektir.</p>
<p>Yaş: Yaşlandıkça taşıdığınız risk artar. Doksan yaşına kadar yaşayacağınız varsayılırsa, tüm yaşamınız boyunca meme kanserine yakalanma riskiniz yaklaşık %14&#8242;tür. Bu durum kulağa korkunç gelebilir, çünkü 90 yıllık bir yaşam süresinde yaklaşık yedi kadından birinde meme kanseri görülmesi anlamına gelmektedir. (1)</p>
<p>Genetik faktörler:Günümüze kadar kalıtıma bağlı meme kanserleri iki gen ile ilişkilendirilmiştir:<br />
Meme kanseri geni 1 anlamına gelen BRCA1 ve meme kanseri geni 2 anlamına gelen BRCA2 genleri:<br />
Bu genlerin görevi meme hücrelerinin normal olarak gelişmelerini sağlamak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektir. Ancak bu genlerde bozukluk veya mutasyonlar olursa meme kanseri riskinde artış meydana gelir. Anormal BRCA1 ve BRCA2 genleri tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10&#8242;undan sorumludur.<br />
Anormal BRCA1 veya BRCA2 geni taşıyan meme kanserli hastaların aile öykülerinde meme kanseri, yumurtalık kanseri veya her ikisi yer alır. Ancak, meme kanserli kadınların çoğunun aile öyküsünde meme kanserinin bulunmadığının da unutulmaması gerekir. BRCA1 ve BRCA2&#8242;nin tanımlanmasıyla meme kanseri tarama ve tedavisinde yeni teknikler geliştirilmiş ve hastalık riski azaltılmıştır. (1)</p>
<p>Çevresel Faktörler ve Meme Kanseri Riski:<br />
Meme kanseri ve daha birçok hastalık riskini etkileyebilen birçok faktör bulunmaktadır: ne yediğiniz, yaptığınız egzersiz miktarı, sigara içip içmemeniz, çevrenizdeki kimyasallar ve daha niceleri. Ancak, belirli yiyecek veya kimyasalların yüksek veya düşük meme kanseri riskiyle kesin olarak ilişkili olduğunu söylemek zordur. Araştırıcılar halen, belirli yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin meme kanseri riskini nasıl etkilediği konusunda mümkün olabildiğince bilgi elde etmek için yoğun olarak çalışmaktadırlar.<br />
Deodorant/ter önleyiciler ve meme kanseri riski (2) Deodorant/ter önleyiciler meme kanseri riskini arttırmaz. Saç boyası ve meme kanseri riski (3) Araştırma sonuçlarına göre saç boyası ile meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktur. Doğum kontrol hapları ve meme kanseri riski (4) Doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski arasında ilişki yoktur.</p>
<p>Erken adet ve geç menopoz: 12 yaşından önce adet başlangıcı ve 50 yaşından sonra menopoz meme kanseri riskini arttırır.</p>
<p>Doymuş yağ oranı yüksek beslenme: Yağların cinsleri önemlidir. Kanola yağı ve zeytin yağı gibi tek bağlı doymamış yağlar meme kanseri riskini artırmazken mısırözü yağı ve et gibi besinler riski artırır.</p>
<p>Meme kanserinde aile hikayesi: Aile hikayesinde meme kanseri olanlar hastalığın oluşması bakımından yüksek risk altındalar. Fakat meme kanseri olan kadınların %85&#8242; inin ailesinde meme kanseri hikayesi yoktur.</p>
<p>Aile hikayesi sadece anne, kız ve kız kardeşten oluşan yakın akrabaları kapsar. Eğer aile bireylerinden menopoza girmiş, 50 ve daha üstü yaşta meme kanseri teşhisi konmuş olan biri varsa hayat boyu risk sadece %5 artar. Aile bireylerinden menopoz olmamış olanın riski %18,6&#8242; dır. Eğer yakın aile bireylerinden menopoz öncesi ve iki taraflı meme kanseri olan varsa, hayat boyu risk %50&#8242; dir.</p>
<p>Belirgin bir şekilde pozitif aile geçmişi olan ve menopoz öncesi meme kanseri olan kadınlar, mamografi çektirmeye aile bireylerinin teşhis yaşından 10 yıl önce başlamalılar. BRCA-1 ve BRCA-2 gen testleri yüksek riskteki hastaları belirleyebilir. Bu sadece meme kanseri için değil epitelyal tümörler ile yumurtalık ve kolon kanserleri için de geçerlidir.</p>
<p>Geç yada hiç doğum yapmamış olmak: 35 yaşına kadar hamilelik bir şekilde koruyucudur. Rahibelerin yüksek meme kanseri riski vardır.</p>
<p>Orta derecede alkol alımı: Günde 2 kadehten fazla alkol kullanımı sadece genel sağlık içinde zararlıdır.</p>
<p>Östrojen tedavisi: Çoğu çalışma 10 yıldan fazla östrojen alımının meme kanseri gelişiminde ufak bir risk artışına sebep olduğunu göstermektedir. Fakat bu çalışmalar östrojen alımının aynı zamanda osteoporoz, kalp hastalığı, Alzheimer ve kolon kanseri riskinin azalmasına sebep olduğunu vurgulamaktadır.</p>
<p>Geçmiş meme kanseri hikayesi: Önceden meme kanseri olmuş hastaların diğer memelerinde kanser gelişme riski yüksektir. Bu risk yılda %1 ya da yaşam boyu %10 oranındadır. Meme kanseri teşhisinden sonra klinik izlemenin sebebi, sadece hastalığın yeniden oluşmasını değil aynı zamanda diğer memede ortaya çıkabilecek kanseri erkenden teşhis etmektir.</p>
<p>Hodgkin hastalığı için ışın tedavisi: Göğsüne ışın tedavisi uygulanan hastalar yaklaşık 10 yıl sonra yüksek meme kanseri riskine sahip olur, bu gruptaki hastalar erken teşhise önem verilmelidirler.</p>
<p>Orta derecede obezite: Obezite ve meme kanseri ilişkisi karışık olmakla birlikte yüksek riskle ilişkilidir.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Kanser olan kadınlar hastalıkları ve tedavi seçenekleri hakkında her şeyi öğrenmek isterler. Tıbbi bakımları hakkında alınan kararlarda aktif rol oynamaları gerekir. Hastalık hakkında daha fazla şey öğrenmek kadınların hastalıkla mücadele etmesine yardımcı olur. Ama ne kadar bilgi almak ve nasıl davranılacağı kişisel seçimlerle ilgilidir. Her kadın ne kadar bilmek istediğine kendisi karar verir.</p>
<p>Kanserin ilk tanısından sonraki dönemde yaşanan şok ve stres, doktora sorulacak soruları düşünmeyi zorlaştırabilir. Çoğunlukla randevudan önce soru listesi hazırlamak buna yardımcı olur. Doktorun ne söylediğini hatırlamak için kadının not tutması veya ses kayıt cihazı kullanımı için izin istemesi gerekebilir. Bazıları doktorla konuşurken aile üyelerinin veya arkadaşının da tartışmada yer almasını, not almasını veya dinlemesini isteyebilir.</p>
<p>Doktor, kadına meme kanseri hakkında bir uzmana danışmasını önerebilir veya kadın bir öneri isteyebilir. Meme kanseri tedavisindeki uzmanlar; cerrahlar, tıbbi onkologlar, radyasyon onkologlarıdır. Bir kadın her tedavi için ilgili uzmanla görüşebilir.</p>
<p><a href="http://img138.imageshack.us/i/definefibrocysticbreast.jpg/"><img src="http://img138.imageshack.us/img138/2037/definefibrocysticbreast.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" /></a></p>
<p><strong>Tedavi Yöntemleri</strong></p>
<p>Meme kanseri olan kadınların bir çok tedavi seçeneği var. Bunlar ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi ve biyolojik terapi. Bu seçenekler aşağıda açıklanmaktadır.</p>
<p>Bir çok vakada, tedavi seçeneklerinde en önemli faktör hastalığın evresi. &#8220;Evrelere Göre Tedavi&#8221; kısmına bakınız.</p>
<p>Bir çok kadın birden fazla tedavi görür. Ek olarak, hastalığın herhangi bir safhasında, kadınlar acıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini hafifletmek ve duygusal problemleri kolaylaştırmak için tedavi görebilirler. Bu tip tedaviye destek, belirti yönetimi ve hafifletici tedavi denir. Kanser tedavisi ya lokal tedavi ya da sistemik tedavi olur.<br />
Lokal tedavi: Ameliyat ve radyoterapi lokal tedavilerdir. Memedeki kanserini ortadan kaldırmak ya da yok etmek hedefleridir. Meme kanseri vücudun diğer bölgelerine yayıldığında lokal terapi o bölgelerde hastalığı kontrol etmek amacıyla kullanılabilir.<br />
Sistemik tedavi: Kemoterapi, hormon terapisi ve biyolojik tedavi sistemik tedavilerdir.Kana girip tüm vücutta kanseri kontrol ya da yok ederler. Meme kanseri olan bazı kadınlar radyoterapi veya ameliyattan önce tümörü küçültmek için sistemik tedavi görürler. Diğerleri ameliyat ve/veya radyoterapiden sonra kanserin yeniden oluşmasını önlemek için sistemik tedavi görürler. Sistemik tedaviler yayılmış kanser için de yapılır.</p>
<p>Bir çok kadın tedavinin yaşam biçimini nasıl değiştireceğini bilmek ister. Tedavi sırasında ve sonrasında nasıl gözükeceklerini bilmek isterler. Doktor, tedavi seçeneklerini, yan etkileri ve tedavinin beklenen sonuçlarını anlatmak için en iyi kişidir. Her kadın, doktoruyla ihtiyaçları ve kişisel değerleriyle örtüşecek bir tedavi planı oluşturmak için birlikte çalışabilir.</p>
<p><strong>Ameliyat</strong></p>
<p>Ameliyat, meme kanseri için en yaygın tedavidir. Bir çok ameliyat çeşidi var. (Aşağıda resimlerini görebilirsiniz.) Doktor, her türdeki ameliyatın yarar ve risklerini ve kadının dış görünümünü nasıl değiştireceğini açıklayabilir.<br />
Memenin alınmadığı ameliyat: Kanserin alındığı ancak memenin alınmadığı operasyona meme koruyucu ameliyat ((lumpektomi segmental mastektomi ya da parsiyel mastektomi) denir. Ayrı bir kesi ile cerrah, çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltukaltındaki lenf bezlerini çıkarır. Koltukaltındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemine koltukaltı lenf bezi disseksiyonu denir. Memenin alınmadığı ameliyattan sonra, memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi uygulanır.<br />
Mastektomi: Memenin koltukaltı lenf bezleri ile alındığı operasyona mastektomi denir. Ameliyattan sonra hastalar radyoterapi görebilir.</p>
<p>Çalışmalar I. ve II. Evrelerdeki meme kanserinde memenin alınmadığı ameliyat (radyoterapiyle birlikte) ve mastektominin eşit kurtarma oranları olduğu bulunmuş. Klinik çalışmalarda yeni tedavi türleri denenmektedir. Aşağıda sıralananlar bu tedaviler arasında yer almaktadır:</p>
<p>Sentinel lenf bezi biyopsisini takiben cerrahi<br />
Sentinel lenf bezi biyopsisi, cerrahi sırasında sentinel lenf bezinin alınmasıdır. Sentinel lenf bezi, bir tümörün lenf akımının ilk gittiği lenf bezidir. Kanserin yayılma olasılığının en yüksek olduğu lenf bezidir. Tümörün yakınına radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Madde veya boya lenf kanallarından lenf bezine doğru akar. Radyoaktif maddeyi veya boyayı alan ilk lenf bezi çıkarılır. Patolog dokuyu mikroskopla inceler ve kanser hücreleri arar. Kanser yoksa daha fazla lenf bezinin çıkarılmasına gerek olmayabilir. Sentinel lenf bezi biyopsisinden sonra cerrah tümörü de çıkarır (meme koruyucu cerrahi veya mastektomi).</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/28/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/28/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=28&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/meme-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img27.imageshack.us/img27/6417/gogus2.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img138.imageshack.us/img138/2037/definefibrocysticbreast.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek (IVF )</title>
		<link>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/tup-bebek-ivf/</link>
		<comments>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/tup-bebek-ivf/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 10:17:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ailesagligi</dc:creator>
				<category><![CDATA[--Kısırlık & Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel aile]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kimlere tüp bebek yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık ve tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[morlukjlar]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[tüp bebek yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ailesagligi.wordpress.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[In vitro fertilisation, cam içerisinde dölleme anlamına gelmektedir. Bu yöntemle kadından alınan yumurtalar, erkekten alınan spermlerle kadın rahmi dışında döllenir (yani in vitro-cam içinde döllenir.) Tüp bebek işleminde, hormonsal olarak kadında yumurtlama kontrol altında sağlanır ve bu yumurtalar dışarı alınır ve spermlerin bir sıvı içinde yumurtaları döllemeleri sağlanır.Sonra döllenmiş yumurtalar, hamilelik sağlamak amacıyla, yeniden kadının [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=25&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://img38.imageshack.us/i/tupbebek1.jpg/"><img class="alignleft" style="border:0;" src="http://img38.imageshack.us/img38/4328/tupbebek1.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" width="180" height="134" /></a></p>
<p><strong>In vitro fertilisation</strong>, cam içerisinde dölleme anlamına gelmektedir. Bu yöntemle kadından alınan yumurtalar, erkekten alınan spermlerle kadın rahmi dışında döllenir (yani in vitro-cam içinde döllenir.) Tüp bebek işleminde, hormonsal olarak kadında yumurtlama kontrol altında sağlanır ve bu yumurtalar dışarı alınır ve spermlerin bir sıvı içinde yumurtaları döllemeleri sağlanır.Sonra döllenmiş yumurtalar, hamilelik sağlamak amacıyla, yeniden kadının rahmine transfer edilir. Tedavinin ilk basamağına geçmeden, hem erkekte hem de kadında hepatit B ve C, HIV testleri, bazı diğer bulaşıcı hastalıklar araştırılmalı, kan sayımları ve kan grupları bakılmalıdır. Daha sonraki aşama, çok fazla teknik ayrıntıları olabilen (FSH veya LH hormonu, gonadotropinler) hormonlarla yumurtalıkları uyarmaktır. Kimlere Tüpbebek (IVF) Yapılmaktadır?</p>
<p><span style="color:#ff6600;"><strong>Devamı:</strong></span></p>
<p><span id="more-25"></span></p>
<ul>
<li>Yumurtalık yolları ameliyatla ya da çeşitli nedenlerle tıkalı olduğunda (geçirilmiş operasyonlar , dış gebelik, endometriozis, abse , enfeksiyonlar, tüberküloz )</li>
<li>Birinci tedavi basamağında ovulasyon takipleri yapılmış, kısırlık nedenleri araştırılmış veya tedavisi olmuş ama gebe kalamamış, aşılama denenmiş, hafif endometriosis , PCOS sahip kadınlar.</li>
<li>Erkekte sperm sayı ve şekil bozukluğu varsa (Sperm sayısı 5 milyon/mL’dan çok ise IVF, 5 milyon/mL’dan az ise ICSI önerilmektedir)</li>
<li>Kadının 40 yaş üstünde ise</li>
<li>Kadında Endometriosis (ileri evrede) varsa</li>
</ul>
<p>Yumurtalıkların uyarılmasının nedeni daha çok yumurta hücresi dolayısı ile embriyo elde ederek gebelik şansını artırmaktır. Bu ilaçların kullanılması sırasında</p>
<ul>
<li>Yorgunluk</li>
<li>Eklem ağrısı</li>
<li>Ateş basması,terleme</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Görme şikayetleri</li>
<li>Enjeksiyon yerinde morluklar olabilir</li>
</ul>
<p> <a href="http://img90.imageshack.us/i/ivf.jpg/"><img src="http://img90.imageshack.us/img90/5034/ivf.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us" /></a></p>
<p>Tedavi sırasında ovarian hipersitimulasyon sendromu gelişebilir. Bu tablo ciddi durumlara yol açabilen, kendisini yumurtalıklarda aşırı büyüme, karında ve göğüste sıvı toplanması, elektrolit bozukluğu, kan hacmi ve idrar azlığı gibi bulgularla gösteren, ilaçlara bağlı bir hastalıktır. Bu tablonun oluşmaması için yumurtalıklar kontrollü uyarılmalı ve hastalar kanda düzenli östrogen hormon seviyelerine bakarak takip edilmelidir.</p>
<p>Uyarılma sırasında yumurta hücresinin büyümesini takip etmek amacıyla ultrasonografi muayeneleri ve bunların sonuçlarını kesinleştirmek amacıyla kan testleri takipleri yapılır.</p>
<p>18-20 mm boyutlarına gelmiş fazla sayıda folikül oluştuğunda kandaki östrogen seviyesine bakarak HCG-Human koryonik gonodotropin-enjeksiyonu yapılır.Bundan ortlama 26-38 saat sonra lokal yada genel anestezi altında olgunlaşmış yumurtalar vagen duvarından yumurtalıklara sokulan ince bir iğne vasıtasıyla emilerek toplanır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ailesagligi.wordpress.com/25/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ailesagligi.wordpress.com/25/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ailesagligi.wordpress.com&amp;blog=10753523&amp;post=25&amp;subd=ailesagligi&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ailesagligi.wordpress.com/2009/12/02/tup-bebek-ivf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/6aad137fc6c96af072cedacbdc4bd9bc?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">ailesagligi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img38.imageshack.us/img38/4328/tupbebek1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img90.imageshack.us/img90/5034/ivf.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image Hosted by ImageShack.us</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
